Adatepe’de Bir Seramik Atölyesi: Fevzi’nin Güzeli Arama Hâli

“Bu benim hâlâ hobim; beni rahatlatan bir uğraşı aslında. Sonunda iki kere aynı şeyi yapmak istemiyorum.”

NTV’den Ayvalık’a uzanan bir dostluk

Bu hikâyenin başlangıcında yıllara yayılan bir dostluk var. NTV yıllarında başlayan tanışıklık, otuz yıl sonra Ayvalık’ta; bu kez kamera, sohbet ve seramik üzerinden yeniden açılıyor. Fevzi, emekli olmaya hazırlanırken seramiği önce bir hobi olarak seçiyor. Fakat zamanla bu hobi, gündelik hayatı yavaşlatan, eli ve zihni aynı anda toparlayan kişisel bir üretim alanına dönüşüyor.

Röportaj notlarında ilk ton oldukça samimi: “Sana özeniyorum, özenmeyeyim mi?” diye başlayan şakalaşma, Fevzi’nin kendini fazla ciddi göstermeyen ama yaptığı işe çok dikkat eden karakterini hemen hissettiriyor. Ayvalık Vibes’in bu yazıda aradığı şey de tam olarak bu: kusursuz vitrin değil, üretimin arkasındaki gerçek insan sesi.

Seramik atölyesinde elde şekillenen üretim
Atölye ritmi: elde şekillenen formlar, sessiz tekrarlar ve küçük kararlar.

Seramiğe başlayan bir ilgi

Fevzi’nin seramikle ilişkisi bir anda kurulmamış. NTV döneminde başlayan ilgi, izin günlerinde alınan derslerle iki yıla yayılan bir öğrenme sürecine dönüşmüş. Kendi ifadesiyle yaklaşık iki yıl ders alıyor; bir Türk, bir de Japon hocadan. Bu iki kaynak, onun üretim dilinde hem disiplin hem de sezgi olarak kendini gösteriyor.

Japon hocasının hikâyesi de Ayvalık çevresindeki pek çok yerleşme hikâyesine benziyor: gezi için geliyor, bölgeye âşık oluyor ve kalıyor. Fevzi bunu “klasik hikâye” diye anlatıyor. Ama o klasik hikâyenin içinden, torna başında bedeni, dengeyi ve sabrı öğreten küçük bir sahne çıkıyor.

Japon hocadan kalan torna dersi

Röportajın en güçlü anlarından biri, ilk torna dersinde yaşanan küçük direnç. Fevzi temel bilgileri bildiğini ama tornayı hiç bilmediğini söylüyor. Hocası bir tas çevirip yere koyuyor ve sol ayağını onun üstüne koymasını istiyor. Fevzi ilk anda buna anlam veremiyor; hatta sinirlenip tası ayağıyla itiyor. Rahat edemediğini söylüyor. Hoca ise acele etmiyor: “Peki, biraz sonra yine konuşuruz,” diyor.

Bir süre sonra sırtı ve beli ağrımaya başlayınca mesele anlaşılıyor. Hocanın verdiği küçük beden pozisyonu, aslında üretimin ritmini koruyan bir denge bilgisi. Fevzi’nin aktardığı cümle çok yalın: “Ayağını tasa koysaydın ağrımazdı.” Bu yazının omurgası da burada güçleniyor; seramik yalnızca el becerisi değil, bedeni doğru yere koyma, sabretme ve malzemeyle kavga etmeden konuşma işi.

“Çok tatlı bir öğretmendi. İyi bir öğretmen.”

Japon etkisi, narlar ve kazınmış vazolar

Sohbet ilerledikçe Fevzi’nin çalışmalarında hissedilen Japon etkisi konuşuluyor. Özellikle nar formları, kazıdığı vazolar ve başka yerde kolay görülmeyen teknik detaylar öne çıkıyor. Bu işler ticari bir seri üretim mantığından çok, denemeye ve kendi sesini aramaya yakın duruyor.

Fevzi bunu açıkça söylüyor: yaptığı şey hâlâ onu rahatlatan bir uğraş. İki kere aynı şeyi yapmak istememesi de bu yüzden. Atölye dünyasında satılabilir ürünlere yönelmek kolay bir yol olabilir; ama onun ilgisi, aynı kalıbı çoğaltmaktan çok her defasında yeni bir ihtimal açmaya yakın.

Seramik formlar ve atölye detayları
Tekrar etmeyen üretim dili; her parça kendi zamanını ve izini taşıyor.

Satılmasın diye saklanan parçalar

Adatepe’deki atölyenin en dokunaklı taraflarından biri, Fevzi’nin bazı parçalarından ayrılamaması. Sevdiği çalışmaları, satılmasın diye atölyenin arka taraflarına sakladığı not ediliyor. Çünkü onun için parçalar yalnızca nesne değil; üretildikleri ânın heyecanını, deneme cesaretini ve hatırlanan bir duyguyu taşıyor.

“Bazı işlerin hakikaten gitmesini istemiyorum,” derken aslında bir sanatçı refleksinden bahsediyor. Bir işle kurulan bağ, onun vitrindeki değerinden daha kişisel olabiliyor. Sevdiği işlere baktığında hissettiği heyecanı hatırladığını söylüyor. Bu da Adatepe’deki atölyeyi, yalnızca alışveriş yapılacak bir yer değil, üretimin hafızasına yaklaşılacak bir durak hâline getiriyor.

Tarzsızlık değil, aramaya devam etmek

Fevzi’nin en dürüst cümlelerinden biri “Tarzım yok,” demesi. İlk bakışta bu bir eksiklik gibi duyulabilir; fakat devamındaki açıklama her şeyi değiştiriyor: hâlâ kendince bir sürü şey denemek istiyor. Bu nedenle tek bir stile kapanmak yerine, malzemeyle yeni yollar aramayı seçiyor.

Günlük kullanımdan çok dekoratif ürünlere doğru bir kayma hissi olduğunu da söylüyor. Bu bilgi, atölyedeki parçaları anlamak için önemli: işlevsel bir nesneyle karşılaşsanız bile onun arkasında daha şiirsel, daha deneme odaklı bir bakış var.

Yaratıcı atölyede üretim masası
Güzeli arama hâli; bazen formda, bazen dokuda, bazen de saklanan bir parçada ortaya çıkıyor.

Adatepe’de güzeli arayan bir atölye

Bu yazının sonunda Adatepe’deki atölye, “başka yerde bulamayacağınız tasarımlar” fikriyle kapanıyor. Fevzi mükemmeliyetçi bir sanatçı olarak anlatılıyor; tarzını geliştiren, güzeli arayan ve üretimi bir hobi sınırından çıkarıp kişisel bir dile dönüştüren biri.

Ayvalık Vibes için bu hikâye, yalnızca seramik atölyesi tanıtımı değil. Bölgenin yaratıcı insanlarını, yavaş üretim kültürünü ve bir parçanın arkasındaki emeği görünür kılan bir mekan söyleşisi. Adatepe’ye yolunuz düşerse, bu atölyeye yalnızca “ne satılıyor?” diye değil, “hangi hikâye saklanıyor?” diye bakmak gerekiyor.

Röportajdan kısa notlar

Öğrenme: Fevzi yaklaşık iki yıl, izin günlerinde seramik dersi alıyor. Bir Türk ve bir Japon hocanın izi, üretim anlayışında birlikte duruyor.

Üretim tavrı: Aynı şeyi tekrar etmekten kaçınıyor; her parçada yeni bir deneme, yeni bir hareket ve farklı bir duygu arıyor.

Atölye ruhu: Sevdiği işleri satılmasın diye saklayacak kadar parça ile kişisel bağ kuruyor. Bu yüzden Adatepe’deki atölye, ürünlerden çok üretim hafızasıyla akılda kalıyor.

Röportajdan ayrıntılar

Fevzi’nin kendi sesinden Adatepe atölyesi

00:46

GY: “Sana özeniyorum, özenmeyeyim mi?” Fevzi’nin cevabı kısa ve samimi: “Çirkin gözükmesin peki.” Sohbetin ilk tonu, kendini fazla ciddiye almayan ama üretimine özenen bir karakteri açıyor.

Seslendirme

NTV yıllarında başlayan dostluk otuz yıl sonra Ayvalık’ta sürüyor. Fevzi, emekli olmaya hazırlanırken seramik sanatını hobi olarak seçiyor; zamanla bu hobi kişisel bir üretim diline dönüşüyor.

02:31

“Sen NTV’de başlamıştın seramiğe değil mi?” sorusuna Fevzi, o dönemlerde seramiğe ilgisinin başladığını anlatıyor. Yaklaşık iki yıl, izin günlerinde ders alıyor; bir Türk, bir de Japon hocadan öğreniyor.

03:34

Bir arkadaş aracılığıyla Adatepe ile tanışıyor. Japon hocasının da bölgeye gezi için gelip âşık olarak kaldığını söylüyor; bunu gülerek “klasik hikâye” diye anlatıyor.

04:29

Japon hocası için “Çok tatlı bir öğretmendi. İyi bir öğretmen,” diyor. İlk torna dersindeki küçük beden dersi ise atölyenin hafızasında özel bir yerde duruyor.

04:49

Hoca yere bir tas çevirip sol ayağını üstüne koymasını istiyor. Fevzi önce anlam veremiyor, hatta tası ayağıyla itiyor. Bir süre sonra sırtı ve beli ağrıyınca hocanın ne demek istediğini anlıyor: “Ayağını tasa koysaydın ağrımazdı.”

06:26

GY, Fevzi’nin çalışmalarında Japon etkisinin hissedildiğini söylüyor; özellikle narlar, kazınmış vazolar ve başka yerde kolay görülmeyen teknik detaylar konuşuluyor.

06:58

Fevzi’nin cümlesi yazının merkezinde duruyor: “Bu benim hâlâ hobim; beni rahatlatan bir uğraşı aslında. Sonunda iki kere aynı şeyi yapmak istemiyorum.”

Seslendirme

Fevzi ürettiği hiçbir parçadan kolay ayrılamıyor. Adatepe’deki atölyede sevdiği çalışmaları satılmasın diye arka taraflara saklıyor. Her parçanın bir anısı ve üretildiği ana bağlı bir heyecanı var.

10:23

“Bazı işlerin hakikaten gitmesini istemiyorum,” diyor. Sevdiği işlere baktığında hissettiği heyecanı hatırladığını söylüyor; bu da atölyeyi sadece satış noktası değil, üretim hafızası haline getiriyor.

11:56

“Tarzım yok,” derken bunu eksiklik gibi değil, aramaya devam etmek gibi anlatıyor. Hâlâ kendince bir sürü şey denemek istiyor; gündelik kullanımdan çok dekoratif ürünlere doğru bir kayma hissi olduğunu söylüyor.

Kapanış

Adatepe’deki atölyede başka yerde kolay bulunmayacak tasarımlar var. Fevzi, tarzını geliştiren, denemeyi sürdüren ve daima güzeli arayan mükemmeliyetçi bir üretici olarak akılda kalıyor.

Similar Posts